30 Aralık 2012 Pazar

Kendime


Mango indirime girmişken ben de kendime ikinci bir yılbaşı hediyesi aldım.
Uzun zamandır tepeden büzgülü bir çanta arıyorken Mangoda hem de indirimde denk gelmem çok iyi oldu.
Yanındaki boru atkıyı da H&Mden geçen hafta almıştım. H&M de indirimde fakat pek bişey bulamadım gönlüme göre .




Ve bir haftasonu klasiği olan ders çalışma fotoğrafımı da atıp gidiyorum o zaman.

Herkese iyi seneler.
Gönlünüzce geçen bir yıl diliyorum
hohohohoho



27 Aralık 2012 Perşembe

Öyle bir geçiyor zaman ki..


Yılbaşı geliyor malum. Bir sene daha geçti bitti.


Bu çikolata kaplamalı toffeeler çok lezzetli. Bir oturuşta kaç paket bitirebileceğimi kestiremiyorum.


Lablarla sınavlarla geçiyor günler haftalar. Dönemi de bitiridik.


Zaman bu kadar hızlı akarken bazen çok mutsuz oluyorum. Ama bugün bu ufaklıklarla mutlu oldum az biraz.



8 Aralık 2012 Cumartesi

ANKARA


Ankara seveni çok olmamasına rağmen çok da fena bir şehir değil aslında.
Zaten bir yeri güzel yapan o yerdeki sevdikleriniz değil midir?
Gelin bir tut atalım o zaman.
















İnsanları anlamak çok zor. Bir ortamdaki kötü olan şeyleri yok sayıp güzelliklerine odaklanmak varken niye sadece kötü yanlarını görüp bir yerden soğurlar anlamıyorum. Arjantin Caddesi , Tunalı, Tunus hep bence önyargıların kurbanı olmuş yerler.
Hele ki son senelerde açılan yeni yerler Ankara'nın rengini değiştirdi. Şu an hiçbir şekilde "Ankara da ne sıkıcı yer yahu doğru düzgün yemek yiyecek oturacak iki sohbet edecek yer yok"  diyemem. Çünkü o kadar çok yer var ki... Ankaralı değilim ama Ankarayı bilmeden yaşamadan kötüleyen insanlara karşı tam bir Ankaralıya dönüşüyorum. Belki de bütün güzel şeyleri bu şehirde yaşadığım ,sevdiklerim burada olduğu içindir bu Ankaralıcılık. Bir yerden alınan zevk o insanın algılamasıyla alakalı, ne beklediğiyle ne istediğiyle alakalı. O yüzden oralarda buralarda "aman orda da bi cacık yokmuş peh öyleymiş böyleymiş ne de biçim yermiş" demek yerine önce bi düşünüp sonra da beklediğim gibi değilmiş diyip susmayı bilmek lazım bence. Sadece Ankara için değil genel olarak beğenmedikleri sevmedikleri bir şey olduğunda ne kadar da acımasız oluyor insanlar eliştirirken. Kimse de dönüp ben niye böyle düşünüyorum ki demiyor. 


Okulda fındıklı çikolata yapan çok güzel bir yer var . Bir cumartesini renklendirmek(!) -ya da tatlandırmak diyelim- için birebir.


Bir de gelin Mickey's by Las Chicas'a  girelim. 











Fotoğraflarda aynı etkiyi yaratmıyor ama gidilip sakince oturulabilcek çok tatlı bir yer.


Öyle çok para verdik azıcık yemek geldi doyamadık da edemedik de  demeye pek yer bırakmıyor. Kocaman hamburgeri ,her gün gidilen minicik hamburger kocaman kola birsürü patetes menülü zincirlerdekilerden hem çok daha lezzetli hem de çok daha doyurucu. Ayrıca geçirdiğiniz güzel vakit de cabası. 
Çok dolmuşum bu konuda sanırım =))

Sonuç olarak  çok güzel vakit geçirilebilcek çok güzel yerler var. Ankara'ya haksızlık etmeyin.



7 Aralık 2012 Cuma

Barunson Aşkına



Dün kendimi yine kırtasiyede buldum. Derken bir de baktım ki Barunson standındayım . Yeni yeni defterler gelmiş. Kendimi kaybettim bakarken. O mu bu mu ay sonuna da geldim napsam ne'tsem derken çok beğendiğim iki tanesini aldım çıktım. Bir tanesini kardeşime hediye olarak bir tanesini de final zamanı çalışma defteri olarak.. Barunson sayesinde sayısal bir bölümde okuyan ben çizgili defter kullanmaya başladım ve hiç de garipsemiyorum yazarken. İlerde bir kırtasiye açıp her köşesini Barunsonlarla dolduracağım. Mesela yukarda köşesini gördüğünüz fransızca defterim, ki kendisini tee kaç yıl önce aldım, buna da fransızca alırsam  yazarım diyerek almıştım. Bu sene kullanmak kısmet oldu o kadar zaman da bekledi. Yani gelecek planlarımı aldığım defterlere göre yapıyorum.


Bu gördüleriniz dün benim olanlar. Küçükler ama çok sevimliler.
Dün bunları alıp kasaya gittim kasadaki amca şöyle bi defterlere baktı ve " Defterden iyi anlıyorsunuz hanımefendi" dedi. İçimden hohohooo tabi yaa ben her gece sabahlara kadar defter fotoprafları bakıyorum internetten dedim ama dışımdan sadece "çok güzeller değil mi" diyebildim. Oturup bana kağıdının yumuşaklığından, satır aralığından, nerden geldiğinden falan bahsetti ve ben de hiç "biliyorum ben bunları kime anlatıyorsun amcacııım " demeden dinledim. Sonra mutlu bir şekilde ayrıldım.


Bu da bu dönem kullandığım Barunsonlara genel bakış.

Sonra bugün kitap fuarına gittim. Malum Congressium'da Kitap Fuarı var. Her ne kadar mart ayı fuarı etkisi yaratmasa da yine de gezdim dolaştım değişiklik oldu. 


Çok da fazla bir indirim yoktu aslında ama olsun. Yarın da fuarda Türkan Şoray var. Çok da gitmek isterdim ama her cumartesi benim kütüphane günüm.



Bu da geçen hafta cumartesiden kalmış, sanırım günün en sakin aktivitesinin fotoğrafı.


O zaman ders beni bekler .


3 Aralık 2012 Pazartesi

Some of Us


" Some of us laugh, some of us cry, 
Some of us smoke, some of us lie, 
But it's all just the way that we cope with our lives.  "
Benim de hayatla baş etme yolum kendimi hiç bi yerde hissetmediğim kadar  rahat hissettiğim daha kokusunu aldığım gibi rahatladığım herhangi bir Starbucks'a atmak .
Bugün de çok fazla sıkılmış ve hazır derslerim erken biştmişken kütüphaneye gitme planımdan vazgeçip hadi kızım kalk olmaz böyle dedim ve kendimi Starbucks'a attım. Nasıl bir saadet. Bir de o özenti yeni nesil olmasa tam dinlenmelik kendinle başbaşa kalmalık yer aslında. Ama ben kızılaydakine gittiğim için çok da gelen giden vardı ama olsun. Yağmur damlaları şıp şıp yere düşerken ve insanlar bir yerlere pıtır pıtır koşarken onları izlemek çok sakinleştirdi beni. Tek yoğun hayata sahip insanın ben olmadığımı hatırlattı bana.
Tabi ben boş mideye kahve içince çok fena olduğum için de önden birşeyler yedim. "Mistik".İlk defa denedim ve çok ama çok lezzetliydi . Sanırım içinde kırmızı kuru biber vardı ya da yoksa bile benim çok sevdiğim birşey vardı ama denediğime hiç pişman olmadım. Peynirle ilgili bir sıkıntınız yoksa kesinlikle tavsiye ederim.
Kahve kokusunu alıp rahatladıktan sonra bir de kırtasiye yolunu tuttum ki değmeyin keyfime.


Aralığın gelmesiyle ben de yılbaşı moduna girdim artık. Bu minik dosya da üzerinde kar taneleri varmış gibi hissettirdiği için al beni al beni diye bağırıyordu. Almadan olmazdı. Sonra gezdim dolaştım dolmuşa bindim eve geldim erken erken. Uzun zamandır gündüz dönmemiştim eve. Ne mükemmel bir hismiş unutmuşum.


Leoparı da şu sıralar bir seviyorum ki sormayın. Çok vahşiyim sanırım bu sıralar.

O zaman sizlere Starsailor'ın o çok güzel Some of Us şarkısıyla veda ediyorum şimdilik..